Aşk akıl hastalığı bence. Başka türlüsünü düşünemiyorum.Akıllı insanın işi değil aşık olup bide acısını çekmek. Tuhaf değil mi . Düşünsene kanından olmayan bi yabancıyı alıp hayatının merkezine koyuyorsun. Yüzüne güldüğü zaman dünyalar senin oluyor. Sevinçten ağlayasın geliyor bazen. Yüzüne bakmadığı zaman da dünyan başına yıkılıyor .Yine ağlıyorsun. Ne gerek var o zaman.Sanki hiç derdin yokmuş gibi bide aşık oluyorsun. Allah kahretsin. Aşkını itiraf etsen bi dert etmesen içinde yaşasan ayrı dert. Sana hiç gelmemesi var seni her gün öldüren. Bide gelip geri gidişi var seni yine her gün öldüren. Nerden baksan zarar.Hadi itiraf ettin bide şanslısın karşılığını da aldın diyelim.Sevgilisiniz. Ne oldu ? Ne değişti ?Başın göğe mi erdi. Başlarda kıskanması yasaklar koyması sahiplenmesi onla bunla konuşma demesi hoşuna gidiyor.Sonra zaman geçtikçe hayatını ne kadar kısıtladığının farkına varıyorsun. Uyardığın zaman '' Ama aşkım ben hep böyleydim neden şimdi böyle yapıyorsun önceden hoşuna gidiyordu. Yoksa artık sevmiyor musun beni ? '' diyor. Bu sefer sevdiğine inandırmak için sabretmeye devam ediyorsun. Ona sabredip sesini çıkarmadıkça gönlünü hoş tutmaya çalıştıkça kendinden eksiliyorsun. Köreliyorsun. Köreldiğinin farkına vardığında her şeyden soğumuş olduğunu görüyorsun. Kişiliğin zayıflamış oluyor. Üretkenliğini kaybettiğinin gerilediğinin farkına varıyorsun. Bi zaman daha sabrediyorsun hayatındaki insana. O hayatına girdikten sonra arkadaşlarına ailene kardeşine sevdiklerine kitabına kahvene dinlediğin şarkılara en sevdiğin sanatçıya ne kadar uzaklaşıp ilgisizleştiğini fark ediyorsun.Sen eski sen değilsin artık. Eskisinden iyi bi konumda değilsin.Aksine eksilmişsin ve cahilleşmişsin.Kopmuşsun dünyadan. Farkına varıyorsun.Yeniden kişilik arayışına giriyorsun. Hayırlı olsun nur topu gibi bi derdin daha oldu.
Sevgi fazlalığın varsa ailene ver o sevgiyi gelip geçici üstelik acı veren aşk denen saçmalığa harcama sevgini.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder