Hoş geldin burası benim Mahzenim. Cem Adrian'la doğup Cem Adrian'la ölüyorum her saniye. Türk kahvesi yap ve okumaya başla.Sana anlatacaklarım var.
6 Haziran 2014 Cuma
Bizler
İnsanlar, tuhaf yaratıklar. Biraz bencil, biraz kıskanç, biraz iyi, biraz kötü. Biraz.Biraz.Biraz.Biraz'larımız var. Bir şey'lerimiz var.Pekiler'imiz var. Tamam'larımız var. Var bir şeyler. Fedakarlık'larımız var. Derin bir nefes alıyorum. Her insan bencildir , bazılarımız az bazılarımız çok. Ölüyoruz, ölüyoruz. Yaşıyoruz ama ölüyoruz. Ölüyorum. Gülerek. Tebessüm ederek. Kaybediyorum birilerini, bir şeyleri. Suçluyum kaybetmekten korktuğum için.Sanıyorum ki herkes benim gibi sever. Herkes sorumluluk hisseder sanıyorum. Bazı şeyler bozulmasın istiyoruz bazen. Yanlış değil aslında. Kırılıyoruz. Kırıyoruz. Kırıyorlar. Sinirle ağzımızdan bir şeyler çıkıyor. Ulaşamıyoruz bazen bazı insanlara, yüz yüzeyken bile. Bazen acımızdan verdiğimiz tepkilerin ağırlığını fark etmiyoruz. Bazı insanlar bizi kırmaktan, incitmekten korkarken ağzımızı doldura doldura konuşup kırabiliyoruz. Yanlışlıkla çarpıp, düşürüp kırdığımız o en sevdiğimiz vazoyu yapıştırıp yeniden yerine koyunca hiç bir şey olmamış gibi durabiliyor orada. Baksan sağlam, dik. Ama içine baksan çatlak izleri. Güç sadece görüntüsünde.Olmuyor. Kopan ipe düğüm atınca eskisi gibi olmuyor. Gökyüzü maviliğini saklıyor, papatyalar yapraklarını döküyor. Oluyor bir şeyler. Düzeliyor ama eskisi gibi olmuyor. Keşke çocuklar hep gülümsese.
27 Nisan 2014 Pazar
Yokluğun
O kadar ağır ki yokluğun. Bi an nefesim kesilir gibi oluyor.Hani küslük olsa en azından hayatta der avurturdum kendimi.Ama öldün.O kapıdan çıkmayacaksın bi daha. Sesin yok artık.Böyle seslensem sana arkandan efendim desen.Yoksun tamam biliyorum.O sokağın başında görünsen yine , yavaş yavaş yürüsen aşağı doğru yanımdan geçerken göz kırparak selam versen yine.Adımı söyleyemesen yine ama söz bu sefer dalga geçmem kocaman gülümserim yüzüne.Hani bi gün bi keresinde karne günü eve dönerken yolda caddeye çok yakın yürüyordun. Dikkat etsene ölücen demiştim sana.Benim karnemle senin karneni karşılaştırıyorduk bana demiştin ki '' ben ölmem ''. Yalan mı söyledin ?
9 Nisan 2014 Çarşamba
Gitme Kararı
Hayır zor olan kalmak değil. Gitmekte değil. Zor olan o kararı almak. Her zaman umut vardır. Yalan. Yok umut. Düzelmesini beklediğiniz şeyler düzelmeyecek.Hiç bi zaman hiç bi şey eskisi gibi olmicak. Çıkış yolu bulamayınca gider insan. Yorulunca tükenince.O kararı almak ben gidiyorum ya demek kadar kolay değil işte. Yaşadığın yeri,sevdiğin insanları bırakıp gitmek.Düşmanın ya düşmanını bırakmak bile zor gelir o kararı alınca.Düşmanını bile özler insan.O kararı almak zor. Çok zor. Kalana değişen bi şey yok çektiği acıdır özlemdir. Giden.Gidenin tüm hayatı değişiyor.Tanımadığı sokaklardan geçip tanımadığı bilmediği sesler yüzler. Kolay değil işte.O ruh hali.O şok hali. Sonradan çıkıcak zaten acısı. Dönemez de. Teker teker kaybetmek yerine hepsini bir anda çıkarmak hayatından. Al işte bi deprem düşün sevdiğin herkes ölüyor sadece sen hayatta kalıyorsun.Aynı şey.Tek fark hayatta olmaları.Ama senin hayatında değil. Zor işte.Zor yeni bi ortama alışmak.Zor yeni bi hayat kurmak.Tek derdiniz aşk. Aşk aşk aşk. Başka derdiniz yok.Tabi.Kimsenin başka derdi yok. Aşk acınızı kıçınıza sokun..Başı ayrı sonu ayrı oldu.Olsun yine bi şey anlamicak zaten son kısmın hitap ettiği kesim.
Ölümü Hissediyorum
Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum. Demiş biri. Kim olduğunu bilmiyorum.Merakta etmiyorum. Neyse ya. Ama söze kesinlikle katılıyorum şuan içinde bulunduğum durumu anlatıyor. Ölmüş sayılmak için bedenin toprağın altına koyulması mı gerek ? Veya vücudumuzun ve organlarımızın fonksiyonlarını yitirmesi mi gerek ? Sanmıyorum.Öyle düşünmüyorum.Mesela ben.Şuan ölmüş durumdayım.Yemek yiyorum, nefes alıyorum, uyuyorum uyanıyorum, ağlıyorum gülüyorum vs vs vs. Bunlar oluyor diye ben yaşıyor muyum yani ? Hayır.
Kafamı dağıttılar yazacaklarımı unuttum daha sonra dönücem bu yazıya.Ama siz yine de okuyun.
Kafamı dağıttılar yazacaklarımı unuttum daha sonra dönücem bu yazıya.Ama siz yine de okuyun.
4 Nisan 2014 Cuma
İnsanlar Zor
İnsanlar zor yaa. Aynı zamanda çokta saçmalar. Can ciğer olduğun insanla bir anda düşman olabiliyorsun. Yabancılaşabiliyorsun. Yalnızlık bu yüzden güzel. Satanın yok sattığın yok aranız bozulunca üzüleceğin yok. En basiti otur duvara anlat derdini , bi gün sıradanlaşacağın herkesleşeceğin konuşma sıklığının azalacağı en kötüsü de artık seni anlamadığını ve seninle konuşmaktan eskisi gibi zevk almadığını düşündüğün hissettiğin birine anlatmaktan daha iyidir. Eh.. garantisi yok kimsenin.Duyguların garantisi yok bi kere... Bağlanmamak gerek ya insanlara. Sevmemekte lazım. Yanacağımızı bile bile niye gidiyorsak ateşe. Gerçekçi bakmak lazım o zaman.Yada kolay mı vazgeçsek ne. Uzaklaşmak gerek ya. Valla. Seviyorsun konuşuyorsun iyi anlaşıyorsun bağlanıyorsun üzülünce salak salak sende üzülüyorsun. Noluyo sonra ? Büyüsü bozuluyor. O sihirli toz üstünüzden yerlere dökülüyor....ayaklar altına. Değer bitiyor arkadaşlık dostluk aşk ne haltsa işte o bitiyor. Valla ya uzaklaştığını hissettiğin an yaklaşmak için adım atmayı bırakmalı. Ne karşındaki sıkılsın yorulsun karşında ne de sen yorul.
29 Mart 2014 Cumartesi
Ben'den
Pencere tarafında uyuyorum ben. Uyurken başımın olduğu tarafı hep açıktır perdenin.Dışarıyı görmezsem ışık gözüme vurmazsa uyuyamam.Karanlıktan çok korkuyorum ama zifiri olanından.Zifiri olmasa da nefesim kesilir karanlıkta hatta bazen ağlatıcak kadar boğar birine dokunmadan rahat edemem. Türk kahvesini çok seviyorum.Her gün 15-16 fincan içerim ama sadece kendi yaptığımı. Kalbime giden yol Cem Adrian'dan geçer. Kolay etkilenebiliyorum insanlardan ama çoğu zaman duygularımı belli etmem.Fenerbahçe derseniz aşktır derim.Atatürk der susarım.Kıskanılmak her insanın hoşuna gider ama kısıtlanmak bana göre değil.Nolursa olsun vazgeçmeyen ve kıyamayan insanları severim.Maviye aşığım ve gökyüzü.
27 Mart 2014 Perşembe
Birilerinin Yokluğu
Birilerinin yokluğu diye bi şey var. O'nsuzluk, küfür gibi.Çıksana be adam aklımdan. Evin barkın yok mu senin her gece ne diye aklımda sabahlıyorsun. Git işte işine.Çık hayatımdan.Ben çıkaramıyorum sen çık.Git. Ne diye öyle bakıp aklımı alıyorsun. Ne diye öyle gülüp ruhumu kölen yapıyorsun.Sevdirmesene kendini.Sevmek istemiyorum seni.Acını da çekmek istemiyorum.Bakmak istemiyorum saatlerce fotoğraflarına.Ezberlemek istemiyorum bakışını gülüşünü.Saat olmuş sabahın 4ü ne işin var senin bu saatte benim göz yaşlarımda.Düşünmek istemiyorum kimlere dokunduğunu.Kimleri hissettiğini düşünmek istemiyorum.Bak kaç saat oldu tek bir fotoğrafına bakıyorum. Göğsümün ortasında bi boşluk var bi soğukluk var tarifi imkansız. Allah kahretsin.İki parmağının arasındaki sigara olsam dudaklarının arasında yansam mezarım olsan ya. Ruhumu öldürüyorsun genç adam.Gülünce çıkan gamzelerini, tebessüm ederken bile hafiften beliren o gamzelerini, sigaranın dumanını üflerken çeneni yukarı kaldırıp gözlerini kısışını, alnından düşen saçlarını avucunla yukarı kaldırışını, ufacık bi hediyeyle çocuk gibi mutlu oluşunu biliyorum ben senin. Gözlerinin doluşunu biliyorum. Canın yandığında acısını, göğsümün ortasına saplanan cam kırıklarını biliyorum.
Çok Yaşlandım
Dünya saçma sapan bi yer. Amaçsız insanlarla dolu. Benim başka bi dünyam var kafamın içinde.Saatlerce aynı şarkıyı dinleyip bi noktaya kilitlenip bakan bi insanım. Fazla uyumuyorum ama uyuyor taklidi yaptığım çoktur.Diğer insanlar gibi gece uyuyup gündüz yaşamıyorum. Gece yaşayıp sabah bi kaç saat uyuyorum.Çok içiyorum, Türk Kahvesi.Gülmeden günlerce yaşayabilirim.Çok yaşadım.Çok yaşlandım. Yazmaya başlamadan önce o kadar çok şey hissediyordum ki yazsam kalın kalın kitaplar çıkar. Kendimin farkına varınca unuttum yazacaklarımı.Bi şeyler yaşıyoruz. İyi kötü. Keşke yaşamasak.Yolunda gitmez bazen bi şeyler. Savaşmaktan yoruluruz. Yaşamak istemediğimiz şeyler yaşıyoruz bazen. Bazı şeyler olsun diye dualar edip yalvarıyoruz. Olacağı varken olmuyor bazı şeyler, sırf gururumuzdan.Oysa bir adım atsak oldursak sonrası mutluluk.Olacağı varken olmuyor işte bazı şeyler.Keşke olsa.Bazı insanlar çok şanslı düştüğünde elinden tutup kaldırabilecek birileri var.Bazılarımız da çok şanssızız sallanma lüksümüz yok.Ne yaşarsak yaşayalım ne kadar acı çekersek çekelim güçlü durmak zorundayız.Tükendiğimizde bile güçlü görünmek zorundayız. İçimizde yıkılmış bi dünya varken bile.Bi an gelir en yakınların bile el olur uzak olur anlatırsın anlamaz. Bide kazık yemişsen en yakınlarından Yaralıyım bin yerimden.Tükendim.Sesim soluğum çıkmıyor. Kime güveneceğimi bilmiyorum.Bi daha birine güvenebilir miyim onu da bilmiyorum.Allah kahretsin.İnsanlar bencil.Bazen bazı şeyleri yapmamız gerekiyor. Bazı şeyler kontrolümüz dışında gelişiyor.Başımı ellerimin arasına alıyorum, ufacık kaldım.Çok küçük.Savaşın ortasında komutansız kalmış gibiyim. Bi kaç saniye bi şey düşünüyorsun sonra kendinin farkına varıyorsun bilmem kaç saat geçmiş ağzın yüzün donmuş bi soğukluk var.Beynimi cebimde taşıyabilsem keşke.Düşünmek istemiyorum. Çok yıllar geçti sanki ömrümden.Yüzüm kırışmadan 90 yaşına geldim sanki.
15 Mart 2014 Cumartesi
İnsanlar Ölüyor Ölüyor Birileri
İnsanlar ölüyor. Tanıdığımız tanımadığımız. Ölüyor birileri. Üzülüyor muyuz ? Üzülüyorsak kaç gün kalıyor aklımızda ? Ölüm. Çok acı. Ölenle ölünmüyor derler ya yalan . Ölünüyor. Belki bedenin yaşıyor ama ruhun ölüyor bi yerlerde. Lime lime oluyor ruhun. Ben çok güzel ağlarım.Yakışıyor bana ağlamak. Pes eden olmadım hiç.Ama güçsüz hissettiğim çok oluyor. Ölüyor birileri.Ben her ambulans sesi duyduğumda içimde bi boşluk oluyor.Her ölüm haberi duyduğumda içim acıyor.Sanki ölen benden biriymiş gibi.Yakışmıyor ölüm hiç kimseye. Ben günlerce belki haftalarca etkisinden çıkamıyorum tanımadığım biri bile ölse. Çok ağlıyorum şu günlerde.Yemek yemek gelmiyor içimden.Uyumak gelmiyor. Ölenler sonsuz uykularına yatarken geride kalanların gözüne uyku girmiyor. Ağlıyorum.Ağlıyorum ama bitmiyor tükenmiyor hüznüm. Özlüyorum ölenleri.Özlüyorum kaybettiklerimi. Toprağın altına nasıl koyar ki insan sevdiklerini.Sevdiğim birini kaybetsem cesedinin başında günlerce beklerim herhalde biliyorum uyanıcak diye.Yaşamadım değil.Yaşadım.Kaybettim.Biliyorum acısını.Ona seslenememek sarılamamak konuşamamak dokunamamak sesini duyamamak. Çok, çok acı. Haykırmak isterdim şuan bu yazdıklarımı ama sesim acımı anlatacak kadar gür değil.Düşünsene aynı isme sahip binlerce insan var ama hiç biri '' O '' değil. Aynı isme sahip birine seslenebilir misin ? Ben yapamadım. Acıma arkamı da dönemedim. Durdum önünde acımın. Ağladım.Çok ağladım. Rüyalarıma gelsin diye çok dua ettim.Gelmedi. Adı her geçtiğinde boğazımda bi şey düğümlendi.Yutkunamadım.Bi zaman hiç onunla ilgili konuşmadım. Ağlarken bile görmedi kimse beni.Ulu orta ağlayamadım. Ama çok ağladım. Sonra onu dilimden düşürmez oldum.İnsanların dinleyip dinlemediği umurumda değildi.Sadece anlatmak istedim. Anlattım da. Hatta bazen duvarlara anlattım onu. Sonra sustum.Fark ettim ki acım bende saklı kalınca daha az acıtıyor. Bir daha kimse duymadı onun adını ağzımdan. Her gün çıktığı evin kapısında beklersin sabahın köründe. Çünkü o hep o evden o saatte çıkardı. Yok çıkmıyor. Odasının kapısına bakarsın bi umut işte. Bi an eski günleri yaşamak ister gibi.Hani o değerini bilmediğin günler var ya işte o günlere geri dönmüşsünüz gibi.Bakarsın kapıya. Açılmaz o kapı. Sonra telefonunu arıyorsun. Açmayacağını biliyorsun ama arıyorsun yine de . Çalıyor telefon. İçin gidiyor keşke açsa diye.Ama açmıyor. Çünkü o yok.O Öldü.
14 Mart 2014 Cuma
Seviyorum Ama Haberi Yok
Platonik Aşk - Uzaktan Sevmek
Aşk Hastalığı yazımda da bahsettiğim gibi aşk bir akıl hastalığıdır bence. Neyse o konuya tekrar girmicem. Zaten o konu üzerine konuşmuştuk. Platonik aşk denen bi durum var şimdi. Böyle uzaktan sevmek açılamamak falan. Çoğumuzun hatta hepimizin mutlaka yaşamış olduğu saçma durum. Bence Aşk Hastalığı 'nın tehlikeli türlerinden biri. Neden ? Çok güzel soru hemmeeen cevaplıyorum.Çünkü platonik aşk yaşayan insan aşık olduğu kişiye açılmadığından aşkını içine atıyor o duygu bi zaman sonra onu zehirliyor. Saçma mı oldu ? Yok ya değil. Düşünsene birine platonik aşıksın. Diyelim ki bu senin çevrenden biri yakın veya uzak arkadaşın demiyorum ama selamın sabahın olan biri. Onun sana her arkadaşça tavrından yaklaşımından bi anlam çıkarmaya çalışıyorsun.Gülümsemelerinin altında bi şeyler arıyorsun. O sana arkadaş gözüyle bakıyor derdini anlatıyor sohbet ediyor bi şeyler söylüyor sana o bunları yaparken sen ona aşıksın.O üzülünce üzülüyorsun.Canı yanınca canın yanıyor. O mutlu olunca mutlu oluyorsun. Onu mutlu eden eğer başkasıyla ve aralarında duygusal bağ varsa bileniyorsun hırslanıyorsun ve kinleniyorsun onu mutlu eden sen değilde bi başkası olduğu için. Sen ona aşkla bakıyorsun o sana aşık olduğu kişiyi anlatıyor. Sen ona aşkla bakıp uykularını feda ediyorsun o aşk acısını anlatıyor sana. Sen rüyalarına girsin diye dua ediyorsun o başkasıyla el ele geçiyor her gün önünden. Bide selamının sabahının muhabbetinin olmadığı birine aşıksın diyelim. O yaşıyor .O bir hayat yaşıyor gözlerinin önünde ve senden habersiz. O gülüyor geziyor eğleniyor sen eriyorsun onu gördükçe. Kıskanıyorsun yanındaki insanlardan. Üstelik aralarında ne var bilmiyorsun. Birine aşkla bakışını izliyorsun. O seni bilmiyor. Kokusunu bilmiyorsun. Yakın muhabbetini bilmiyorsun.Dokunmuyorsun konuşmuyorsun kokusunu bilmiyorsun sesinin duygusal değişimdeki tonlarını bilmiyorsun.Dokunmuyorsun o birileriyle şakalaşıyor. O bir hayat yaşıyor sen uzaktan izliyorsun.Gittiği yerlerde takip ediyorsun sanaldan takip ediyorsun izliyorsun. Mimiklerini ezberliyorsun. O senden habersiz.Seviyorsun.Yakıyor aşk ateşi içini.O senden habersiz. Arkadaşına da platonik aşık olsan o yabancıya da platonik aşık olsan o seni görmedikçe zehirliyor aşkın seni. Acıyor için.İçin acıdıkça sende acıtmak istiyorsun birilerini. İntikam alıyorsun başka insanları görmeyerek. Hırçınlaşıyorsun.Canın yanıyor can yakıyorsun. Hatta onun da canı yansın istiyorsun ve çabalıyorsun bunun için. Platonik aşk Hainliktir bence.
Sevsen de sevmesen de Dürüst Ol.
Aşk Hastalığı yazımda da bahsettiğim gibi aşk bir akıl hastalığıdır bence. Neyse o konuya tekrar girmicem. Zaten o konu üzerine konuşmuştuk. Platonik aşk denen bi durum var şimdi. Böyle uzaktan sevmek açılamamak falan. Çoğumuzun hatta hepimizin mutlaka yaşamış olduğu saçma durum. Bence Aşk Hastalığı 'nın tehlikeli türlerinden biri. Neden ? Çok güzel soru hemmeeen cevaplıyorum.Çünkü platonik aşk yaşayan insan aşık olduğu kişiye açılmadığından aşkını içine atıyor o duygu bi zaman sonra onu zehirliyor. Saçma mı oldu ? Yok ya değil. Düşünsene birine platonik aşıksın. Diyelim ki bu senin çevrenden biri yakın veya uzak arkadaşın demiyorum ama selamın sabahın olan biri. Onun sana her arkadaşça tavrından yaklaşımından bi anlam çıkarmaya çalışıyorsun.Gülümsemelerinin altında bi şeyler arıyorsun. O sana arkadaş gözüyle bakıyor derdini anlatıyor sohbet ediyor bi şeyler söylüyor sana o bunları yaparken sen ona aşıksın.O üzülünce üzülüyorsun.Canı yanınca canın yanıyor. O mutlu olunca mutlu oluyorsun. Onu mutlu eden eğer başkasıyla ve aralarında duygusal bağ varsa bileniyorsun hırslanıyorsun ve kinleniyorsun onu mutlu eden sen değilde bi başkası olduğu için. Sen ona aşkla bakıyorsun o sana aşık olduğu kişiyi anlatıyor. Sen ona aşkla bakıp uykularını feda ediyorsun o aşk acısını anlatıyor sana. Sen rüyalarına girsin diye dua ediyorsun o başkasıyla el ele geçiyor her gün önünden. Bide selamının sabahının muhabbetinin olmadığı birine aşıksın diyelim. O yaşıyor .O bir hayat yaşıyor gözlerinin önünde ve senden habersiz. O gülüyor geziyor eğleniyor sen eriyorsun onu gördükçe. Kıskanıyorsun yanındaki insanlardan. Üstelik aralarında ne var bilmiyorsun. Birine aşkla bakışını izliyorsun. O seni bilmiyor. Kokusunu bilmiyorsun. Yakın muhabbetini bilmiyorsun.Dokunmuyorsun konuşmuyorsun kokusunu bilmiyorsun sesinin duygusal değişimdeki tonlarını bilmiyorsun.Dokunmuyorsun o birileriyle şakalaşıyor. O bir hayat yaşıyor sen uzaktan izliyorsun.Gittiği yerlerde takip ediyorsun sanaldan takip ediyorsun izliyorsun. Mimiklerini ezberliyorsun. O senden habersiz.Seviyorsun.Yakıyor aşk ateşi içini.O senden habersiz. Arkadaşına da platonik aşık olsan o yabancıya da platonik aşık olsan o seni görmedikçe zehirliyor aşkın seni. Acıyor için.İçin acıdıkça sende acıtmak istiyorsun birilerini. İntikam alıyorsun başka insanları görmeyerek. Hırçınlaşıyorsun.Canın yanıyor can yakıyorsun. Hatta onun da canı yansın istiyorsun ve çabalıyorsun bunun için. Platonik aşk Hainliktir bence.
Sevsen de sevmesen de Dürüst Ol.
Aşk Hastalığı
Aşk akıl hastalığı bence. Başka türlüsünü düşünemiyorum.Akıllı insanın işi değil aşık olup bide acısını çekmek. Tuhaf değil mi . Düşünsene kanından olmayan bi yabancıyı alıp hayatının merkezine koyuyorsun. Yüzüne güldüğü zaman dünyalar senin oluyor. Sevinçten ağlayasın geliyor bazen. Yüzüne bakmadığı zaman da dünyan başına yıkılıyor .Yine ağlıyorsun. Ne gerek var o zaman.Sanki hiç derdin yokmuş gibi bide aşık oluyorsun. Allah kahretsin. Aşkını itiraf etsen bi dert etmesen içinde yaşasan ayrı dert. Sana hiç gelmemesi var seni her gün öldüren. Bide gelip geri gidişi var seni yine her gün öldüren. Nerden baksan zarar.Hadi itiraf ettin bide şanslısın karşılığını da aldın diyelim.Sevgilisiniz. Ne oldu ? Ne değişti ?Başın göğe mi erdi. Başlarda kıskanması yasaklar koyması sahiplenmesi onla bunla konuşma demesi hoşuna gidiyor.Sonra zaman geçtikçe hayatını ne kadar kısıtladığının farkına varıyorsun. Uyardığın zaman '' Ama aşkım ben hep böyleydim neden şimdi böyle yapıyorsun önceden hoşuna gidiyordu. Yoksa artık sevmiyor musun beni ? '' diyor. Bu sefer sevdiğine inandırmak için sabretmeye devam ediyorsun. Ona sabredip sesini çıkarmadıkça gönlünü hoş tutmaya çalıştıkça kendinden eksiliyorsun. Köreliyorsun. Köreldiğinin farkına vardığında her şeyden soğumuş olduğunu görüyorsun. Kişiliğin zayıflamış oluyor. Üretkenliğini kaybettiğinin gerilediğinin farkına varıyorsun. Bi zaman daha sabrediyorsun hayatındaki insana. O hayatına girdikten sonra arkadaşlarına ailene kardeşine sevdiklerine kitabına kahvene dinlediğin şarkılara en sevdiğin sanatçıya ne kadar uzaklaşıp ilgisizleştiğini fark ediyorsun.Sen eski sen değilsin artık. Eskisinden iyi bi konumda değilsin.Aksine eksilmişsin ve cahilleşmişsin.Kopmuşsun dünyadan. Farkına varıyorsun.Yeniden kişilik arayışına giriyorsun. Hayırlı olsun nur topu gibi bi derdin daha oldu.
Sevgi fazlalığın varsa ailene ver o sevgiyi gelip geçici üstelik acı veren aşk denen saçmalığa harcama sevgini.
Sevgi fazlalığın varsa ailene ver o sevgiyi gelip geçici üstelik acı veren aşk denen saçmalığa harcama sevgini.
15 Ocak 2014 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)